Türk Futbolu

Türk Futbolu

öyle yada böyle 2000 yılında uefa kupasının kazanan galatasaray’ı el birliği ile batırıp bugünlere getirdiler, o gece küme düşen sevilla ise sonraki seneler doğru yönetim sayesinde neredeyse her sene uefa kupasını kazandı, ülke insanının karakteristiğinin futbola yansımalarını yaşıyoruz, felsefemiz basit; birşey değerlendiyse önce hemen haddinden fazla yüceltip sonra hemen hızlıca anasını bellemeliyiz, onu aşağı çekmeli yada içini boşaltmalıyız. gs’nin de içini boşalttılar, isim vermeyeceğim kimler yaptı herkes biliyor zaten, mafya-siyaset-cemaat-yanlış yönetim vs. derken gs bu duruma geldi, stadyum inşaası bir sıçrama yapmalarına fırsattı ama onlar bu fırsatı ünal aysal+fatih terim iş birliği ile borca dönüştürdüler, şimdi 1.5 milyar tl borç + ffp anlaşması ve nispeten kalitesiz bir kadro var ellerinde, stadyum gelirleri ise uzun süre temlikli, enkazın kaldırılacağıda meçhul, kendi taraftarları bile mevcut yönetimden nefret edip onlara inanmıyor, kulübün liseli yapısı ise herşeyi daha da zorlaştırıyor.

seba sonrası beşiktaş şanslıydı, serdar bilgili gibi bir başkana ve harika bir yönetim kuruluna sahipti, hocası lucescu’da avrupanın en iyilerindendi, bjk camiasına kimya olarakta çok uygundu, peki ne oldu? 100. yıl şampiyonluğu sonrası lige ambargo koyacağını ön görüp aynı felsefe ile onunda anasını bellediler, hemde el birliği ile, basın-siyasiler-rakipler-yayıncı kuruluş bir olup ipini çektiler, lucescu kaçarak gitti resmen, beleş bilet aşığı megoloman bir taraftar grubuda sırf stadyumda yerini kaptırmamak için çanak tuttu buna, sonra demirin tuncuna insanın piçine kaldık, öyle mi ulan alın size demirören dediler, beşiktaş 25 sene birden geriye gitti, 9 yılda yaşananlar bjk taraftarı için en esaslı korku filmi gibiydi, film bitmeden uyanamadılar, taraftarları hala o travmatik dönemi atlatmaya çalışıyor ama artık nispeten tecrübeli ve daha bilinçliler kendilerini rejenere edebilirdiler, kulüp içindeki herşeyin hesabını soruyorlar, hatta zaman zaman fazla şüpheci ve gereksiz baskıcılar. beleş bilet aşıkları ise hala koltuk ve bilet peşinde koşuyor. yönetim tıpkı gs gibi hala enkaz kaldırmaya çalışıyor, mevcut yapıyla borçlar kapanmayacağı için yatırım yaparak kapatmaya çalışıyorlar, gs ile aynı hataya düşmeden stadyum faktörünü sıçrama tahtası olarak kullanmaya çalışıyorlar.

fenerbahçe ise tüm bu karmaşadan faydalanıp son 10 yılda lige ambargo koyabilirdi, gerçekten şaşkınım, abartmıyorum lyon gibi 6-7 sene üst üste şampiyon olabilirlerdi, çünkü arkasında hem harcama yapan güçlü iş adamları hemde çok ciddi para harcayan bir taraftar kitlesi vardı ama onlarında şanssızlığı aziz yıldırım oldu.
herşeyi sadece kendisi yönetmek isteyen, herşeyin en doğrusunu kendisinin bildiğini zanneden ve fb’yi herkesten daha çok sevdiğine gerçekten inanan birisinin başarılı olması mucizeydi. kimyaları ile uyuşan zico ve ersun yanal gibi adamları buldular aslında ama sözünü ve dişini geçiremediği hiçbir hocayı takımda tutmayan, türlü bahanelerle kovan, sırf rakipleri almasın diye değerinin kat kat üzerinde bedeller vererek ihtiyacı olmayan oyuncular alan, herkesle kavga eden ve sonunda kendi taraftarlarını bile stada sokmayan birisi yüzünden harcandı değerli adamlar ve yıllar, hatta ve hatta kulüp efsanesi alex de souza bile harcandıbu süreçte, 3 temmuz gibi gereksiz bir mevzuya bulaştırıldı fenerbahçe, diğer kulüplerde olduğu gibi berbat bir kongre yapısına sahip oldukları için seçimle yıkılması imkansız bir başkana sahipler, sonuçları ise ortada. rakipleri gibi 1.5 milyar tl borç ve sıkı bir ffp ambargosu.

daha ayrıntılı şeyler yazılabilir elbette, fakat olması gereken bu takımların birbirini ileri doğru itmesiydi, birbirlerini aşağı çekmesi değil. borç batağındaki dortmund’a borç veren bayern münih iyi bir rakip olmadan güçlenemeyeceğini biliyordu, bugün bayern tekrar eski bayern olduysa, alman futbolu çağ atladıysa bunu bu anlayışa borçlular, bizimkiler anlayamadı bunu, çözemediler, birbirlerini yiyip bitirdiler, görünen o ki devlet çok ciddi bir yardım yapmazsa bu saatten sonra bizim takımların bu borç yükü ve bu mantelite ile avrupalı olması mucize, anlık başarıları yerel olarak yaşarız ancak.

tabi bunda siyaset ve medyanın payı büyük, liyakat sahibi bir tff yönetiminin ışığı altında futbolu yönetmek varken ahbap çavuş ilişkisiyle yönettiler ülke futbolunu, yetmedi beşiktaş’ı iflasın eşiğine getiren adamı tff başkanı yaptılar, yayıncı kuruluşu gizli yönetici yaptılar, yayıncı kuruluş tff’nin görevlerini üstlendi, bugün alt liglerin maçları yayınlanmıyor, tüm maçlar aynı anda oynanıyor, bunun gibi bir sürü absürt şey var, mesela alt yaş kategorilerinin milli takımlarında 1 tane bile beşiktaş’lı oyuncu yok, beşiktaş’lı olduğum için söylemiyorum bunları, 1 tane gs’li yada fb’li oyuncu bile olmasaydı yine aynı soruyu sorardım, neye göre? kim seçiyor bunları?

türk milli futbol takımın hali zaten ortada, 2002 yılında yakalanan başarı tesadüf değildi, başarılı bir galatasaray etrafına bezenmiş fb ve bjk’li oyuncularla adil bir milli takım vardı, herkes sahip çıktı çünkü şenol güneş dürüst ve akıllı bir adam, bugün fatih terim’in adil ve tarafsız olmadığını herkes biliyor, kendisi bile söylüyor bunu, milli takıma alınanlar belli alınmayanlar belli, avrupanın en yüksek maaşını alan milli takım hocası 30 ülkeden 24’ünün katıldığı avrupa şampiyonasına katılmayı başarı olarak görüyorsa zaten söyleyecek birşey yok, işin içine prim mevzusu girince fatih terim’in yapabildiği tek şey olan gazlama mottosu da bir işe yaramadı, 4-5 sene de bir yeni milli takım jenerasyonu yaratıyoruz diye kandırıyorlar milleti, fakat başkan demirören ile körler sağırlar birbirini ağırlar modunda takılıyorlar, aferin devam.

birkaç cümlede medya ile ilgili söylemek lazım, kulüp başkanlarının maaşlı gazetecileri ve muhabirleri var bu ülkede, algı yönetimi yapıyorlar sürekli, hiç kıvırmayalım özellikle aziz yıldırım tekelinde bir spor medyası var, zaten fenerbahçe’de hala güçlü bir muhalefet olmamasının sebebi bu medya güdümü sayesinde. ülkede ki spor programlarının düzeyi “beyaz futbol” seviyesinde, 3 cümleyi bir araya getiremeyen adamlar ahbap çavuş ilişkisi sayesinde futbol yorumluyor önemli kanallarda, eee haliyle de ali ece, uğur meleke, rıdvan dilmen, mehmet demirkol, metin tekin, önder özen gibi donanımlı adamlar hemen farkını ortaya koyuyor, medyamız ne zaman kulüplerin güdümünden çıkıp tarafsız ve adil olma yolunu seçerse o zaman aklı başında bir spor izleyicisi kültürü oluşur, aksi halde deplasman yasakları, tribün kapatmalar vs. ergen ergen yerel ligimizde takılmaya devam ederiz.

Reklamlar